Benim için bu bir veda değil.
Zira hasarının izleri üzerimde o kadar derin ki…
Kaşındıkça ayak parmaklarım kasılıyor.
Ve bu bana zevk veriyor.
Sözlerime başlamadan önce kalemi ve birkaç cümlelik boşluğu sana bırakıyorum.
Sana veda için bir tören hazırlamak isterdim.
Zira bunu hak ediyorsun.
Ama ben senin için en kutsal olanı veriyorum:
Kalem ve boş bir sayfa.
Yaşadığın histerik krizler ve panik atak geceleri bir sebebe bağlı olmamasına rağmen, senin çıkardığın anlamsız anlamların vücut bulmuş hali olarak, son kez kalemi bana verdiğin için teşekkür ederim.
Bence bu kadarını hak ediyordum.
Nerede kalmıştık…
Panik atak krizleri.
Geceleri kıçındaki dona kadar terlediğin o geceler.
İnanmadığın Tanrı için sarf ettiğin dualar hâlâ kulaklarımı tırmalıyor.
Beni ortaya çıkarıp üretmek için içtiğin şarapların tadı hâlâ damağımda geziniyor.
Bir kadınla başlayan bu serüvende sonunda bana bağlandın.
Zincirleri bana bağladın…
Ama ay yükselince, aynı zinciri kendi boynuna takmayı da ihmal etmedin.
Kendini benimle eş gördün.
Fakat çevrene beni anlatamayacak kadar sığdı aklın, güneş tepedeyken.
Sen benimle daha zeki ve daha aptaldın.
Daha iyi ve daha kötüydün.
Daha güzel ve daha çirkindin.
Sen benimle her şeydin.
Bu bir veda değil.
Bu, beni bir odaya zincirleme biçimi.
Ağzıma bant yapıştırıp gözlerime mil çekmek.
Bu bir veda değil.
Duvarına çizdiğin tasvirimi de unutma…
Ne kadar çirkin olursa olsun.
İşte…
Bir kalem ve bir kâğıt nasıl nefret kusardı sana, elveda olan dostum.
Seninle öğrendiğim şeyler zekiceydi.
Kötüydü.
Çirkindi.
Diğerlerini bana hiç göstermedin.
Gücünün verdiği kibir beni diğerlerinden uzak bıraktırdı.
Sen haklıydın.
Kötü ve iyi birbirinden ayrılmaz.
Vazgeçilemez.
Ama kötüyle yaşamak için de bir mağaraya ihtiyacımız vardı.
Ve bu dönemde etrafta pek mağara kalmadı…
Elveda olan dostum.
Elveda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder